Kırmızı et fiyat artışları, yaşanan belli bir sürecin sonucudur ve bu durum ithalatla değil, üretimi artırıcı politikalarla çözülebilir. Hayvancılık kan kaybederken çözüm önermeyenler, şimdi ithalatta çözüm arıyorlar. Üreticilerimizi haciz kıskacına düşürmeye yol açacak ithalatı öneren bazı üretici temsilcileri, ithalat lobilerinin amaçlarına alet olmamalıdır. İthalat yapılmayacağına dair Bakanlık tarafından üst düzeyde verilen sözler tutulmalıdır. Bilindiği üzere Birliğimiz tarafından dünyada ve Türkiye’de et sektöründe yaşanan gelişmeler dikkate alınarak “Kırmızı Et Sektör Değerlendirme Raporu” hazırlanmıştır. Bu rapor hazırlanırken, üretici örgütlerinden meslek örgütlerine, kamu kurumlarından üniversitelere, ziraat odalarımızdan sanayicilere kadar tüm kesimlerin görüşleri alınmıştır. Adı geçen rapor 22 Kasım 2009 tarihinde düzenlediğimiz bir basın toplantısıyla da kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, kuzu ve sığır eti fiyatlarının artmasının sebeplerini şöyle sıraladı: “Özellikle iç piyasada az olan küçükbaş canlı hayvan ve etin Lübnan başta olmak üzere bazı Ortadoğu ülkelerine ihracatının artışıyla birlikte piyasada arz-talep dengelerinin bozulması, sınır ülkelerde fiyatların yükselmesi nedeniyle söz konusu komşu ülkelere doğru illegal hayvan çıkışlarının artması, 2008 ve 2009 yıllarında et ve süt fiyatlarının düşük seyretmesi nedeniyle üreticilerin büyük bir kısmının hayvanlarını kesime sevk etmesi, yem ve diğer girdi maliyetleri yükselirken, uzun süredir üretici et fiyatlarında ciddi bir artışın olmaması, son iki yılda yaşanan kuraklık nedeniyle yem temininde görülen zorluklar nedeniyle, damızlıklar da dahil ciddi sayıda koyun kesilmesi etkili olmuştur. Bunların yanı sıra küçükbaş hayvancılığa verilen destekler üretimi artırmayı bırakın, mevcudu korumaya bile yetmemiştir. Yem fiyat yüksekliği hala devam etmektedir, Son iki yılda yem fiyatlarındaki yükseliş üreticilerimizin maliyetlerini ciddi oranda artırmıştır. 2009 yılında yem fiyatlarında bir düşme görülmesine rağmen, 2006 yılına göre fiyat yüksekliği hala devam etmektedir. Üreticilerimiz özellikle 2007 ve 2008 yıllarında yaşanan ciddi fiyat artışlarıyla büyük bir maliyet baskısıyla karşı karşıya kalmıştır. Örneğin 2006 yılında tonu 336 TL olan besi yeminin fiyatı 2007 yılında %39, 2008 yılında ise %20,5 oranında artarak 564 TL’ye kadar yükselmiştir. Besi yemi fiyatı 2009 yılında 446 TL’ye kadar düşmüş olsa da yinede 2006 yılı fiyatlarına göre yüksekliği devam etmektedir. Buna karşılık gerek kuzu gerekse dana eti üretici satış fiyatları 2009 yılı ortalarına gelinceye kadar, son 3-4 yılda 7-8 TL civarında seyretmiş, ciddi bir artış yaşanmamıştır. Yani üreticilerimiz bu güne kadar ciddi maliyet baskısıyla karşı karşıya kalmışlardır. Bugün gelinen noktada üreticilerimizin et satış fiyatları olması gereken noktaya gelmiştir. Yani üreticilerimiz yeni yeni para kazanmaya başlamışlardır. Ama yaşanan bu süreçte maliyet baskısına dayanamayan birçok üreticimiz de üretimden çekilmek zorunda kalmıştır.” Kamuoyuna korku salarak kapıları açtırmaya çalışan “İthalat Lobileri” yine iş başındadır. TZOB Genel Başkanı Bayraktar, yıllardır koyunculuğumuzun bitişini seyredenlerin, 1 milyona yakın damızlık süt ineği kesilirken sesi çıkmayan ve ortada olmayanların, bugün hayvancılığı kurtarmak adına ithalat lobiciliği yaptığını belirterek, şunları kaydetti: “Bilindiği üzere kuzu eti perakende fiyat artışları ile kamuoyunda gündem bulan kırmızı et fiyat artışları, dana eti fiyat artışları ile devam etmiş, konu her kaotik fırsatta ortaya çıkan “ithalat lobileri”nin yoğun kulisleri ile ithalat yapılmalı söylemlerine kadar gelmiştir. Bugün bu kesimler “et fiyatları 50 TL’ye kadar yükselecek” gibi hiçbir bilimsel dayanağı olmayan mesnetsiz açıklamalarla gerek üreticiler gerekse tüketiciler arasında tedirginliğe ve korkuya yol açmaktadırlar. Eğer bu kesimler böyle korku yayarak, ithalat kapılarını açtırarak hayvancılığımızı geçmişte olduğu gibi yine içinden çıkılmaz bir duruma sokacaklarını sanıyorlarsa, kesinlikle yanıldıklarını bilmelerinde fayda vardır. Çünkü Türkiye’nin en büyük meslek örgütü ve çiftçi örgütü olan Ziraat Odaları sonuna kadar bu tür faaliyetlerin karşısında duracak ve haklı mücadelesini sürdürecektir. İthalat çözüm değil, çözümsüzlük getirecektir. İthalat yapılmayacağına dair Bakanlık tarafından üst düzeyde verilen sözler tutulmalıdır. 21 Ekim 2009 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda sektör temsilcilerinin ve Bakanlık Müsteşarının başkanlığında, tüm üst düzey temsilcilerin katılımı ile düzenlenen toplantıda Sayın Müsteşar, “sektörde bir kriz olduğunu düşünmüyoruz ve kesinlikle de ithalat yapılmasına izin vermeyeceğiz” demiştir. Katılımcıların tamamının şahit olduğu bu sözlerin bu güne kadar tutulduğunu görmek bizleri memnun etmektedir. Sayın Bakanımızın da yakın zamanda basına yaptığı “üreticiler yeni yeni para kazanmaya başladı, şu an ithalat yapmayı düşünmüyoruz” açıklamaları da Bakanlığımızın bu duruşunun en üst düzeyde benimsendiğini ve devam edeceğini göstermesi açısından tarafımızca olumlu karşılanmıştır. İlerleyen dönemlerde ne tür gerekçeler öne sürülürse sürülsün, bu duruştan geri dönülmemelidir. Çünkü eğer ithalat yapılacak olursa, üreticiler bir daha dönmemek üzere bu sektörden çekilmek zorunda kalacaktır. Neticede dışa bağımlı olacağımız gibi, bazılarının söylediğinin aksine tüketiciler ucuz yemeyi bırakın, belki de eti şimdikinden daha pahalıya tüketmek durumunda kalacaklardır.
Sorunlar ve alınması gerekli tedbirler : Yukarıda da değindiğimiz gibi sektörde fiyat artışları hayvancılıkta yaşanan olumsuz bir sürecin sonucudur. Bu durum ancak hayvancılığın geliştirilmesiyle ilgili alınacak kısa, orta ve uzun vadeli planlı ve programlı tedbirlerle çözümlenebilir. Bunları sıralayacak olursak;
Kırmızı ette kriz yoktur, kriz hayvancılıktadır. Hayvancılıkta yaşanan krizlerden ders çıkarılmalı, sektörde sorunlara yönelik çözümler ivedilikle hayata geçirilmelidir, Sığır dışındaki manda, koyun ve keçi gibi alternatif kırmızı et kaynaklarında gerek hayvan sayısı gerekse et üretimi bakımından ciddi azalmalar yaşanmakta, bu durum kırmızı et ihtiyacının bu kaynaklarla ikame edilmesinin önünü tıkamaktadır. Bu konuda gerekli tedbirler alınmalıdır, Kısır olmayan ve çok ciddi bir hastalığı bulunmayan dişi hayvanların kesilmesini önleyici tedbirler titizlikle takip edilmelidir, Devlet, aşırı fiyat düşüş ve yükselmelerine karşı gerekli tedbirleri almalı, bu konuda piyasayı regüle etmek için gerektiğinde müdahale edecek mekanizmaları devreye sokmalıdır, Geçen yıl et fiyatlarının çok düşük olması sütü para etmeyen üreticilerin bütün damızlıklarını kasaba göndermesini engelledi, aksi takdirde bugün daha da büyük bir sorunla karşı karşıya kalabilirdik. Bu nedenle geçen yıl özellikle damızlık hayvanların kasaba gitmesinden ders çıkarılmalı, bu durumun bir daha yaşanmaması için özellikle süt fiyatlarına yönelik gerekli tedbirler alınmalıdır, Üretici-tüketici fiyatları arasındaki makas çok yüksektir, bu durum uzun süre devam ettirilemez. Özellikle tüketici fiyatlarının aşırı yükselmelerine karşı gerekli tedbirler alınmalı yani, üretici kadar tüketici de korumalıdır, Kaçakçılığı önlemek için özellikle küçükbaş hayvanlar mutlaka kayıt altına alınmalı ve bu kayıtlar sürekli güncellenmelidir, Dışarıdan hayvan ithal etmek üreticiye darbe vurmak demektir. Süt ve et fiyatında istikrarı sağlamak yeterlidir, aksi takdirde üretimi yok edebilirsiniz, Bu nedenle ne tür baskılar gelirse gelsin Bakanlık tarafından üst düzeyde verilen sözler tutulmalı, kesinlikle ithalata izin verilmemelidir, Dünya silah ticareti gibi gıda ticaretinin yapılacağı yöne doğru kaymaktadır, Türkiye bu konjoktörde üreticisini korumalı, gıda güvencesini sağlamak için üretimi devam ettirecek tedbirleri almalıdır, Kaçak ve kontrolsüz kesimler neticesinde et üretiminin büyük bir kısmı kayıt dışıdır. Sektörde en kısa zamanda kayıt dışılığı önleyecek tedbirler alınmalıdır. İhbarı mecburi hastalıkların eradikasyonu için gerekli projeler hazırlanmalı, bu projeler istikrarlı bir şekilde uygulanarak ülkemizde önemli kayıplara yol açan hastalıklar en kısa sürede kontrol altına alınmalıdır, Ucuz maliyetli bir üretim için meralarımız en kısa zamanda ıslah edilerek üreticilerimizin hizmetine sunulmalıdır. Yoğun buzağı ölümlerine sebep olan hastalıklarla mücadele için gerekli tedbirleri alınmalıdır.”
|